1. Kasım Ayında Arıcının İlk Yapması Gerekenler: Koloni Kontrolü ve Kışa Hazırlık
Kasım ayı, arıcılıkta kış hazırlıklarının tamamlanması gereken önemli dönemlerden biridir. Bu ayda yapılacak çalışmaların temel amacı koloniyi büyütmek veya yeni üretim hedefleri belirlemek değil, mevcut arı nüfusunu ve besin kaynaklarını kış boyunca koruyabilmektir. Sonbaharda yeterli hazırlık yapılmamış kolonilerde Kasım ayında görülen eksiklikler, kış kayıplarının artmasına neden olabilir.
Kasım 2026’da arıcıların öncelikle koloni gücünü, ana arı durumunu, kışlık besin stokunu, Varroa seviyesini ve kovanların fiziksel durumunu kontrol etmesi gerekir. Bu kontrollerin sırası önemlidir. Önce kolonilerin genel durumu değerlendirilir, ardından besin ihtiyacı belirlenir. Daha sonra hastalık ve zararlı kontrolleri yapılır, kovanların kış şartlarına uygunluğu gözden geçirilir.
Kasım ayında hava sıcaklıkları bölgelere göre önemli ölçüde değişebilir. Marmara ve Karadeniz’in kıyı kesimlerinde arılar uygun günlerde uçuş yapabilirken İç Anadolu ve Doğu Anadolu’da koloniler daha erken dönemde salkıma girebilir. Bu nedenle bütün Türkiye için aynı bakım gününü veya aynı uygulama takvimini belirlemek doğru değildir. Arıcının bulunduğu bölgedeki hava şartlarını ve kolonilerin gerçek durumunu esas alması gerekir.
1.1. Önce Her Koloninin Gücünü Belirleyin
Kış hazırlığının ilk adımı, arılıktaki kolonilerin tek tek değerlendirilmesidir. Her kovanın aynı güçte olduğu varsayılmamalıdır. Aynı arılıkta bulunan iki koloniden biri kışı güçlü geçirebilecek nüfusa sahipken diğeri yeterli genç arı bulundurmadığı için risk altında olabilir.
Koloni gücü değerlendirilirken arıların kaç çerçeveyi kapladığına, çerçeveler üzerindeki arı yoğunluğuna ve koloninin genel hareketliliğine bakılmalıdır. Ancak yalnızca çerçeve sayısı üzerinden karar verilmemelidir. Çerçeveleri kaplayan arıların genç ve sağlıklı olması, kış döneminde koloninin dayanıklılığı açısından önemlidir.
Kışa giren kolonilerde yaşlı yaz arılarının yerini sonbaharda yetişen genç kış arıları alır. Bu arılar, kış boyunca koloninin yaşamını sürdürmesinde ve ilkbahar yavru faaliyetinin başlamasında önemli görev üstlenir. Sonbaharda yeterli genç arı yetiştirememiş, nüfusu hızla azalmış veya Varroa baskısı altında kalmış kolonilerin kışı sağlıklı geçirmesi zorlaşabilir.
Bu nedenle Kasım ayında şu durumlar özellikle kontrol edilmelidir:
- Arıların kaç çerçeveyi düzenli şekilde kapladığı.
- Kovan içerisinde yeterli genç işçi arı bulunup bulunmadığı.
- Koloninin nüfusunda belirgin bir azalma olup olmadığı.
- Ana arının varlığına ve yumurtlama durumuna ilişkin belirtiler.
- Kovan içerisinde hastalık veya zararlı belirtisi bulunup bulunmadığı.
Bu değerlendirme sırasında koloniyi uzun süre açık bırakmak doğru değildir. Hava sıcaklığı uygun değilse ve acil bir ihtiyaç bulunmuyorsa çerçeveler tek tek çıkarılarak ayrıntılı inceleme yapılmamalıdır. Kasım ayında gereksiz kovan açılışları, özellikle soğuk ve rüzgârlı günlerde koloninin ısı dengesini bozabilir.
1.2. Ana Arı Durumunu Değerlendirin
Kışa hazırlanan koloninin sağlıklı bir ana arıya sahip olması önemlidir. Ana arının varlığı, koloninin düzenli gelişimini sürdürebilmesi açısından temel unsurlardan biridir. Bununla birlikte Kasım ayında her kolonide yoğun yumurta veya açık yavru bulunması beklenmemelidir. Yavru faaliyeti bölgenin iklimine, hava sıcaklığına, nektar ve polen durumuna göre değişebilir.
Ana arı kontrolünde yalnızca yumurta görülmesine odaklanmak yerine koloninin genel gelişimi değerlendirilmelidir. Daha önce ana arı değişimi yaşanmış, uzun süre nüfus kaybetmiş veya düzensiz yavru faaliyeti gösteren koloniler ayrıca takip edilmelidir.
Ana arısını kaybetmiş kolonilerde işçi arıların davranışları ve yavru düzeni değişebilir. Ancak soğuk dönemde yalnızca dışarıdan gözlem yaparak kesin ana arı teşhisi koymak her zaman mümkün değildir. Şüpheli koloniler, uygun hava şartlarında ve gereksiz yere uzun süre açık bırakılmadan değerlendirilmelidir.
1.3. Zayıf Kolonileri Ayrı Değerlendirin
Arılıkta bulunan zayıf koloniler Kasım ayına bırakılmadan önce değerlendirilmelidir. Ancak Kasım ayında her zayıf koloniyi başka bir koloniyle birleştirmek de doğru bir yaklaşım değildir. Öncelikle koloninin neden zayıfladığı anlaşılmalıdır.
Ana arı kaybı, yüksek Varroa yükü, yetersiz besin, hastalık, yağmacılık veya mevsim şartları koloni nüfusunun azalmasına neden olabilir. Sorunun kaynağı belirlenmeden yapılan birleştirme işlemi, sağlıklı koloninin de risk altına girmesine yol açabilir.
Birleştirme kararı verilirken iki koloninin sağlık durumu, ana arı varlığı, nüfusu ve besin durumu birlikte değerlendirilmelidir. Hastalık şüphesi bulunan koloniler, gerekli inceleme yapılmadan sağlıklı kolonilerle birleştirilmemelidir.
Kışa güçlü ve düzenli bir koloniyle girmek, çok sayıda zayıf koloniyi korumaya çalışmaktan daha sağlıklı sonuç verebilir. Burada amaç kovan sayısını korumak değil, ilkbahara ulaşabilecek sağlıklı koloniler oluşturmaktır.
1.4. Kovanı Açmadan Önce Dış Kontrol Yapın
Kasım ayında her kontrolün kovan açılarak yapılması gerekmez. Kovanın dış görünümü, uçuş deliğindeki hareketlilik, dip tahtası çevresindeki kalıntılar ve kovan ağırlığı önemli bilgiler verebilir.
Uygun hava şartlarında arıların uçuş yapıp yapmadığı gözlemlenmelidir. Uçuşun az olması tek başına koloni kaybı anlamına gelmez. Düşük sıcaklık, rüzgâr, yağış ve bölgedeki hava koşulları uçuş faaliyetini sınırlandırabilir.
Kovanın devrilme, su alma veya nemlenme riski de kontrol edilmelidir. Kapakların sağlam olması, kovanın zeminden yeterince yükseltilmesi ve yağmur suyunun kovan içerisine girmemesi gerekir.
Kasım ayında ilk yapılacak iş, arılığı gelişigüzel açıp bütün kolonileri rahatsız etmek değildir. Önce dışarıdan gözlem yapılmalı, ardından gerçek ihtiyaç belirlenmeli ve yalnızca gerekli koloniler uygun hava şartlarında kontrol edilmelidir. Böylece hem kolonilerin gereksiz yere rahatsız edilmesi önlenir hem de kışa hazırlık çalışmaları doğru bir sırayla yürütülür.
2. Kasım Ayında Arıların Kışlık Besin Stoku Nasıl Kontrol Edilmeli?
Kasım ayında arıcının yapması gereken en önemli çalışmalardan biri, kolonilerin kış boyunca ihtiyaç duyacağı besin miktarını değerlendirmektir. Kışlatma döneminde arılar, dışarıdan yeterli miktarda nektar ve polen bulamadıkları zaman kovan içerisindeki mevcut kaynakları kullanır. Bu nedenle sonbaharda yeterli besin depolayamamış kolonilerde açlık riski ortaya çıkabilir.
Kasım ayında besleme kararı, takvime göre değil koloninin mevcut bal stoğuna, nüfusuna, yavru durumuna ve bölgedeki hava şartlarına göre verilmelidir. Her kovana aynı miktarda kek veya şurup vermek doğru değildir. Güçlü bir koloninin tüketimiyle zayıf bir koloninin tüketimi aynı olmayacağı gibi, uzun ve soğuk geçen bir kışın yaşandığı bölgelerde ihtiyaçlar da farklılaşabilir.
Besin kontrolünde temel amaç, koloninin kış boyunca ulaşabileceği yeterli miktarda kullanılabilir besine sahip olmasını sağlamaktır. Bunun için yalnızca toplam bal miktarına değil, balın kovandaki dağılımına da dikkat edilmelidir.
2.1. Kovanlarda Bal Stoğunu Kontrol Edin
Kışlık besin kontrolünde ilk olarak koloninin mevcut bal stoğu değerlendirilmelidir. Arılar, soğuk dönemlerde salkım hâlinde yaşamlarını sürdürür ve ihtiyaç duydukları besine ulaşmak için salkımın çevresindeki petekleri kullanır. Bu nedenle kovanda bal bulunması tek başına yeterli değildir. Balın arıların ulaşabileceği konumda olması da gerekir.
Örneğin kovanın bir tarafında yoğun miktarda bal bulunmasına rağmen arıların salkımı diğer tarafta oluşturması, uzun süreli soğuklarda besine erişimi zorlaştırabilir. Arılar soğuk havalarda salkımı bozarak uzak peteklere geçmekte zorlanabilir. Bu durum, kovanda besin bulunmasına rağmen açlık yaşanmasına neden olabilir.
Bal stoğu değerlendirilirken şu noktalar dikkate alınmalıdır:
- Koloninin mevcut nüfusuna göre yeterli miktarda bal bulunması.
- Balın yalnızca kovanın uç veya arka kısmında değil, arıların ulaşabileceği alanlarda da bulunması.
- Kış salkımının oluşturulacağı bölgenin çevresinde besin kaynağı bulunması.
- Peteklerdeki balın bozulmamış ve arıların tüketimine uygun olması.
- Koloninin bulunduğu bölgenin kış süresi ve iklim şartlarının hesaba katılması.
Kışlık bal ihtiyacı için bütün kolonilere uygulanabilecek tek bir kilogram değeri vermek doğru değildir. Kovan tipi, arı ırkı, koloni nüfusu, kışın uzunluğu, rakım ve bölgenin sıcaklık durumu tüketimi etkiler. Uzun süre uçuş yapılamayan soğuk bölgelerdeki koloniler ile kış boyunca uygun günlerde uçuş yapabilen kıyı bölgelerindeki kolonilerin ihtiyaçları aynı olmayabilir.
Bu nedenle arıcı, kendi bölgesinde daha önceki yıllarda elde ettiği kışlatma tecrübelerini de değerlendirmelidir. Özellikle kış kaybı yaşanan kolonilerde, kaybın açlıktan mı, hastalıktan mı yoksa başka bir nedenden mi kaynaklandığı araştırılmalıdır.
2.2. Besin Eksikliği Varsa Besleme Yapılmalı mı?
Koloninin kışlık besin stoğu yetersizse eksiklik giderilmelidir. Ancak Kasım ayında besleme yapılırken hava şartları ve kullanılan yem türü önem kazanır. Sonbaharın erken döneminde uygulanan sıvı besleme ile soğukların başladığı dönemde yapılan besleme aynı şekilde değerlendirilmemelidir.
Şurup, arıların tüketerek peteklerde depolayabildiği sıvı bir yemdir. Ancak hava sıcaklığının düştüğü, arıların uçuş ve çalışma faaliyetlerinin azaldığı dönemde sıvı beslemenin uygulanması zorlaşır. Arılar verilen şurubu yeterince tüketemeyebilir. Kovan içerisinde fazla nem oluşması da kışlatma açısından istenmeyen bir durumdur.
Bu nedenle Kasım ayında sıvı besleme yapılmadan önce bölgedeki sıcaklıklar, arıların uçuş imkânı ve koloninin şurubu işleyebilecek durumda olup olmadığı değerlendirilmelidir. Hava şartları uygun değilse sıvı yem vermekte ısrar edilmemelidir.
Besin stoğu eksik olan ve sıvı beslemenin uygun olmadığı kolonilerde arı keki veya fondan gibi katı yemler değerlendirilebilir. Burada da kullanılan ürünün içeriği, koloni gücü ve tüketim durumu dikkate alınmalıdır.
2.3. Kasım Ayında Arı Keki Kullanımı
Arı keki, özellikle sıvı beslemenin uygun olmadığı soğuk dönemlerde kolonilerin besin ihtiyacını desteklemek amacıyla kullanılabilir. Ancak kek, kovanda bulunması gereken doğal bal stoğunun yerine geçecek şekilde değerlendirilmemelidir.
Kekin temel işlevi, ihtiyaç duyulan dönemde arılara ulaşabilecekleri bir besin kaynağı sağlamaktır. Koloninin kışlık balı yeterliyse sırf takvim Kasım ayını gösteriyor diye her kovana kek verilmesi gerekmez.
Kek kullanırken dikkat edilmesi gereken en önemli konu, ürünün kovana doğru yerleştirilmesidir. Yem, arıların kolaylıkla ulaşabileceği biçimde salkımın üst bölgesine veya arıların bulunduğu alana yakın yerleştirilmelidir. Arıların ulaşamayacağı uzak bir noktaya bırakılan yem, ihtiyaç duyulduğunda fayda sağlamayabilir.
Kek miktarı belirlenirken koloni gücü ve tüketim hızı dikkate alınmalıdır. Zayıf kolonilere gereğinden fazla yem vermek veya bütün kolonilere aynı miktarda ürün koymak doğru değildir. Arıcının amacı kovana mümkün olduğunca fazla yem yerleştirmek değil, koloninin ihtiyaç duyduğu miktarı uygun zamanda sağlamaktır.
Kek paketinin açılması ve kovana yerleştirilmesi sırasında hijyene dikkat edilmelidir. Kullanılan yem temiz olmalı, kovan içerisinde uzun süre bekleyerek bozulmamalı ve zararlıların erişimine açık hâle getirilmemelidir.
2.4. Fondan Kullanımı ve Normal Arı Keki Arasındaki Fark
Fondan, şeker temelli ve katı yapıda bir arı yemidir. Soğuk dönemlerde sıvı beslemenin uygun olmadığı durumlarda kullanılabilir. Arıların ulaşabileceği şekilde yerleştirildiğinde mevcut besin stokunun yetersiz kaldığı kolonilere destek sağlayabilir.
Normal arı kekleri ile fondan ürünleri içerik ve üretim özellikleri bakımından farklılık gösterebilir. Bu nedenle ürünlerin yalnızca ambalajına veya görünümüne bakarak aynı özellikte olduğu düşünülmemelidir. İçerik bilgileri, üretim koşulları ve arıcılıkta kullanım amacı incelenmelidir.
Fondan veya kek kullanılması, koloninin bütün kış boyunca kontrol edilmeden bırakılabileceği anlamına gelmez. Özellikle kışın uzun sürdüğü bölgelerde arıcı, uygun hava şartlarında kovan ağırlığını ve dışarıdan gözlemlenebilen belirtileri takip etmelidir.
Burada önemli bir ayrıntı vardır: Soğuk havalarda kovanı sık sık açarak kekin tüketilip tüketilmediğini kontrol etmek doğru değildir. Gereksiz açılışlar koloninin ısı dengesini bozabilir. Besleme ihtiyacı, mümkün olduğunca önceden yapılan stok değerlendirmesi ve kovanın dışarıdan takibiyle yönetilmelidir.
2.5. Kasım Ayında Şurup Verilir mi?
Kasım ayında şurup verilip verilmeyeceği, arılığın bulunduğu bölgeye ve hava şartlarına bağlıdır. Türkiye’nin güney ve kıyı bölgelerinde bazı yıllar Kasım ayında da arıların uçuş yapabileceği sıcak günler görülebilir. Buna karşılık İç Anadolu, Doğu Anadolu ve yüksek rakımlı bölgelerde soğuklar daha erken başlayabilir.
Şurup uygulamasında arıların verilen sıvıyı tüketebilecek ve işleyebilecek durumda olması gerekir. Hava sıcaklığı düşükse, gece sıcaklıkları belirgin şekilde düşüyorsa veya koloniler salkıma girmişse sıvı besleme uygun olmayabilir.
Sonbaharda kullanılan şurubun yoğunluğu da beslemenin amacına göre belirlenir. Yavru faaliyetini ve gelişimi desteklemek amacıyla yapılan beslemeyle kışlık stok oluşturmak amacıyla yapılan besleme aynı değildir. Kışlık stok için yapılan sonbahar beslemesinde daha yoğun şurup tercih edilebilir. Ancak Kasım ayında her bölgede ve her kolonide aynı uygulamanın yapılması gerektiği söylenemez.
Arıcı, şurup vermeden önce şu sorulara cevap aramalıdır:
- Arılar verilen şurubu tüketebilecek kadar aktif mi?
- Gündüz ve gece sıcaklıkları sıvı beslemeye uygun mu?
- Koloninin gerçekten besin eksiği var mı?
- Kovan içerisinde nem birikmesi riski bulunuyor mu?
- Besleme tamamlandıktan sonra koloninin kışa girmesi için yeterli zaman var mı?
Bu soruların yanıtı olumsuzsa sıvı beslemede ısrar edilmemelidir. Özellikle soğuk bölgelerde besin eksikliğini gidermek için katı yem seçenekleri daha uygun olabilir.
2.6. Polen ve Protein İhtiyacını da Göz Ardı Etmeyin
Kış hazırlığında arıcıların çoğu bal stoğuna odaklanır. Ancak polen de arı beslenmesinin önemli bir parçasıdır. Polen, işçi arıların protein ve çeşitli besin maddesi ihtiyaçlarının karşılanmasında rol oynar. Özellikle yavru yetiştirilen dönemlerde polen kaynaklarının bulunması önem taşır.
Bununla birlikte Kasım ayında bütün kolonilere protein takviyesi verilmesi gerektiği düşünülmemelidir. Yavru faaliyeti, bölgedeki polen kaynakları ve koloninin mevcut durumu birlikte değerlendirilmelidir. Soğuk dönemde gereksiz yere yavru faaliyetini artırmaya yönelik uygulamalar, koloninin enerji tüketimini de yükseltebilir.
Protein takviyeleri, doğal polen kaynaklarının yetersiz olduğu ve koloninin gerçekten ihtiyaç duyduğu durumlarda değerlendirilebilir. Kullanılacak ürünün içeriği ve kullanım talimatları dikkate alınmalıdır. Takviye vermek, Varroa gibi koloni sağlığını etkileyen temel sorunları çözmez.
2.7. Besleme Sonrası Kovan Kontrolü ve Yağmacılık Riski
Besleme işlemi sırasında yağmacılık riski de dikkate alınmalıdır. Özellikle çevrede besin kaynaklarının azaldığı dönemlerde zayıf koloniler, güçlü koloniler veya diğer arılar tarafından yağmalanabilir. Şurubun kovana dökülmesi, açıkta bırakılması veya besleme ekipmanlarından sızması bu riski artırabilir.
Besleme yapılırken şurup kovan dışına taşırılmamalı, yemliklerde sızıntı bulunmamalı ve arıların birbirine kolayca ulaşabileceği açık besleme yöntemlerinden kaçınılmalıdır. Koloninin gücüne uygun yemlik kullanılması, giriş deliğinin ihtiyaca göre daraltılması ve kovan çevresinin temiz tutulması önemlidir.
Özellikle zayıf kolonilerde uçuş deliğinin kontrolsüz şekilde geniş bırakılması, yağmacı arıların kovana girmesini kolaylaştırabilir. Ancak giriş daraltılırken havalandırma ve arıların geçiş ihtiyacı da hesaba katılmalıdır.
Kasım ayında besleme yönetiminde temel kural, eksikliği belirlemeden yem vermemek ve hava şartları uygun değilken sıvı beslemeyi zorlamamaktır. Yeterli bal stoğu bulunan kolonilere gereksiz besleme yapmak yerine mevcut stokun korunmasına odaklanılmalıdır. Besin ihtiyacı bulunan kolonilerde ise koloni gücüne ve mevsim şartlarına uygun yem seçilmelidir.
3. Kasım Ayında Varroa Mücadelesi ve Arı Zararlılarıyla Mücadele
Kasım ayında koloni sağlığını korumak için üzerinde durulması gereken konuların başında Varroa mücadelesi gelir. Varroa destructor, bal arısı kolonilerinde ciddi kayıplara yol açabilen parazitik bir akardır. Arıların üzerinde beslenerek hem işçi arıları hem de gelişmekte olan yavruları olumsuz etkiler. Ayrıca çeşitli arı virüslerinin taşınması ve yayılmasında rol oynar.
Varroa mücadelesinin önemi yalnızca parazitin doğrudan verdiği zararla sınırlı değildir. Sonbaharda yetişen kış arılarının sağlıklı olması, koloninin kıştan çıkabilmesi açısından büyük önem taşır. Varroa yükü yüksek kolonilerde yetişen arıların yaşam süresi ve fizyolojik durumu olumsuz etkilenebilir. Bu nedenle sonbahar döneminde yapılan etkili mücadele, kışlatma başarısını doğrudan etkileyen uygulamalardan biridir.
Kasım ayında Varroa mücadelesi yapılması gerekip gerekmediği, kolonideki parazit yoğunluğuna, yavru durumuna, hava sıcaklığına ve kullanılacak ruhsatlı ürünün uygulama talimatlarına göre belirlenmelidir. Takvimde Kasım ayına gelinmiş olması, bütün kolonilere aynı ilacın uygulanması gerektiği anlamına gelmez.
3.1. Varroa Kontrolünü İhmal Etmeyin
Varroa mücadelesinde en sık yapılan hatalardan biri, parazitin yoğunluğunu ölçmeden yalnızca belirli dönemlerde ilaç uygulamaktır. Oysa doğru mücadele için öncelikle kolonideki Varroa seviyesinin değerlendirilmesi gerekir.
Varroa yoğunluğunu takip etmek amacıyla farklı izleme yöntemleri kullanılabilir. Pudra şekeri yöntemi, alkol yıkama yöntemi ve doğal akar dökülmesinin takip edilmesi bunlardan bazılarıdır. Her yöntemin uygulama biçimi ve ölçüm güvenilirliği farklıdır. Bu nedenle ölçüm sonuçları değerlendirilirken kullanılan yöntemin özellikleri dikkate alınmalıdır.
Doğal akar dökülmesini takip etmek için kovan tabanına uygun bir izleme tablası yerleştirilebilir. Belirli bir süre içerisinde dökülen akarlar sayılarak kolonideki Varroa hareketliliği hakkında fikir edinilebilir. Ancak yalnızca doğal dökülme sayısına bakarak kesin bir parazit yoğunluğu belirlemek mümkün değildir. Sonuçların mevsim, yavru durumu ve uygulanan mücadele yöntemleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Varroa kontrolünde dikkat edilmesi gereken bir diğer konu da yavru faaliyetidir. Varroa, özellikle kapalı yavru gözlerinde üreyebilir. Kolonide kapalı yavru bulunduğu sürece parazitin bir bölümü petek gözlerinin içerisinde kalabilir. Bu durum, kullanılan mücadele yönteminin etkinliğini etkileyebilir.
Bu nedenle Kasım ayında kolonilerin yavru durumunu bilmek önemlidir. Bazı bölgelerde ana arı yumurtlaması tamamen durmuş olabilirken daha ılıman bölgelerde sınırlı yavru faaliyeti devam edebilir. Aynı uygulamanın farklı iklim koşullarında aynı sonucu vereceği düşünülmemelidir.
3.2. Kasım Ayında Varroa İlacı Kullanılır mı?
Kasım ayında Varroa mücadelesi yapılabilir; ancak kullanılacak ürünün seçimi ve uygulama zamanı dikkatle belirlenmelidir. Öncelikle Türkiye’de bal arılarında Varroa mücadelesi için ruhsatlı olan ürünler tercih edilmelidir. Ürünün etiketi, kullanım dozu, uygulama süresi, sıcaklık koşulları ve diğer uyarıları esas alınmalıdır.
Arıcıların kendi hazırladıkları karışımları, ölçüsü belli olmayan asit uygulamalarını veya ruhsatsız ürünleri kullanması ciddi riskler doğurabilir. Yanlış uygulamalar arılara zarar verebilir, ana arı kayıplarına neden olabilir ve koloni sağlığını olumsuz etkileyebilir.
Varroa mücadelesinde kullanılan etken maddelerin etki mekanizmaları birbirinden farklıdır. Bazı ürünler temas yoluyla, bazıları buharlaşma veya farklı uygulama biçimleriyle etki gösterir. Bu nedenle bir ürünün uygulanabildiği sıcaklık aralığı, başka bir ürün için geçerli kabul edilmemelidir.
Özellikle organik asit içeren ürünlerde sıcaklık, doz ve uygulama şekli önemlidir. Formik asit ve oksalik asit gibi maddeler, uygun olmayan koşullarda kullanıldığında arılar ve ana arı üzerinde olumsuz etkilere neden olabilir. Her iki maddenin uygulama yöntemleri de birbirinden farklıdır. Birinin kullanım talimatı diğerine uyarlanamaz.
Kasım ayında mücadele kararı verirken şu hususlar değerlendirilmelidir:
- Kolonideki Varroa yoğunluğu ölçülmüş mü?
- Kolonide kapalı yavru bulunuyor mu?
- Kullanılacak ürün bal arılarında Varroa mücadelesi için ruhsatlı mı?
- Hava sıcaklığı ürünün etiketinde belirtilen uygulama aralığına uygun mu?
- Uygulama dozu ve süresi doğru belirlenmiş mi?
- Ürünün bal ve diğer arı ürünleri açısından belirtilen kullanım kısıtlamaları dikkate alınmış mı?
Burada önemli olan, mümkün olduğunca fazla ilaç kullanmak değil, doğru zamanda ve doğru yöntemle mücadele etmektir.
3.3. Yavru Durumu Varroa Mücadelesini Nasıl Etkiler?
Varroa’nın çoğalmasında kapalı yavru gözleri önemli rol oynar. Dişi Varroa, üremek amacıyla uygun gelişim dönemindeki yavru gözlerine girer ve burada çoğalır. Bu nedenle kolonide kapalı yavru bulunduğunda parazitlerin bir bölümü petek gözlerinin içerisinde korunabilir.
Yavru faaliyetinin azaldığı veya tamamen durduğu dönemlerde ise Varroa’nın arılar üzerindeki oranı daha görünür hâle gelebilir. Bu durum, yavrusuz dönemde yapılan bazı mücadele uygulamalarının etkinliğini artırabilir. Ancak her koloninin aynı tarihte yavrusuz kalacağı varsayılmamalıdır.
Özellikle Akdeniz ve Ege kıyılarında Kasım ayında yavru faaliyetinin devam ettiği koloniler bulunabilir. İç ve Doğu Anadolu’da ise hava şartlarına bağlı olarak yavru faaliyetinin daha erken azaldığı görülebilir.
Arıcı, bulunduğu bölgedeki takvime bakarak otomatik uygulama yapmak yerine koloninin gerçek yavru durumunu değerlendirmelidir. Yavru bulunan kolonilerde kullanılacak ürünün bu koşullardaki etkinliği ve uygulama talimatları ayrıca incelenmelidir.
3.4. Aynı Etken Maddeyi Sürekli Kullanmayın
Varroa mücadelesinde dikkat edilmesi gereken konulardan biri de direnç gelişimidir. Aynı etken maddenin veya aynı etki mekanizmasına sahip ürünlerin sürekli ve hatalı kullanılması, zaman içerisinde mücadele başarısının düşmesine neden olabilir.
Bu nedenle ürün seçimi yapılırken yalnızca fiyat veya alışkanlık dikkate alınmamalıdır. Kullanılan ürünün geçmiş uygulamaları, etken maddesi ve sonuçları kayıt altına alınmalıdır.
Arıcılar her uygulamada ürünün ticari adına bakmak yerine etken maddesini de kontrol etmelidir. Farklı marka isimleriyle satılan iki ürün aynı etken maddeyi içerebilir. Marka değişikliği yapmak, her zaman etken maddeyi değiştirmek anlamına gelmez.
Uygulama sonrasında Varroa yoğunluğunun yeniden ölçülmesi, mücadelenin başarısını değerlendirmek açısından önemlidir. Yalnızca ilacın uygulanmış olması, koloninin Varroa yükünün yeterince azaldığını göstermez.
3.5. Eşek Arısı ve Yağmacılık Tehlikesine Karşı Önlem Alın
Kasım ayında bazı bölgelerde eşek arısı olarak bilinen yaban arılarının kovanlara yönelik saldırıları devam edebilir. Özellikle arı nüfusu zayıflamış koloniler, bu saldırılardan daha fazla etkilenebilir.
Yaban arıları, kovan girişlerinde bekleyerek işçi arıları yakalayabilir ve koloninin savunmasını zorlayabilir. Saldırının yoğun olduğu arılıklarda uçuş deliğinin gereğinden geniş bırakılması, zayıf kolonilerin korunmasını zorlaştırabilir.
Bu dönemde kovan girişleri koloni gücüne uygun şekilde daraltılmalıdır. Amaç, koloninin girişini savunabileceği bir seviyeye getirmek ve zararlıların kovana girişini zorlaştırmaktır. Ancak giriş deliği aşırı daraltılmamalıdır. Arıların geçişi ve kovanın hava dolaşımı için yeterli açıklık bırakılmalıdır.
Eşek arısı baskısının yoğun olduğu arılıklarda çevre temizliği de önemlidir. Kovan çevresinde açıkta bırakılan şurup, bal ve diğer besin artıkları zararlıları çekebilir. Besleme ekipmanları temiz tutulmalı, sızıntılar önlenmeli ve yağmacılığı artırabilecek uygulamalardan kaçınılmalıdır.
Zararlıların yoğun olduğu yerlerde uygun tuzaklar değerlendirilebilir. Ancak tuzakların yerleştirilmesi sırasında hedef dışı canlılara zarar verilmemesine dikkat edilmelidir. Arılığın çevresinde rastgele kimyasal ilaçlama yapılması doğru değildir.
3.6. Fare ve Diğer Kovan Zararlılarına Karşı Kovan Girişlerini Koruyun
Kış aylarında fareler, uygun barınma alanı arayarak kovanlara girebilir. Kovan içerisine giren fareler peteklere zarar verebilir, arıları rahatsız edebilir ve koloni düzenini bozabilir.
Özellikle zayıf kolonilerde geniş bırakılan uçuş delikleri farelerin kovana girmesini kolaylaştırabilir. Bu nedenle kovan girişleri, arıların rahatça geçebileceği ancak farelerin giremeyeceği şekilde düzenlenmelidir. Kullanılan giriş daraltıcıların sağlam ve uygun ölçüde olması gerekir.
Kovanın dış yüzeyinde oluşan çatlaklar, kapak açıklıkları ve birleşim noktaları da kontrol edilmelidir. Fareler yalnızca uçuş deliğinden değil, uygun büyüklükteki açıklıklardan da içeri girebilir.
Balmumu güvesi de peteklerde zarara yol açabilen bir diğer zararlıdır. Özellikle zayıf kolonilerin koruyamadığı peteklerde ve uygun olmayan depolama koşullarında sorun oluşturabilir. Kovan içerisinde arıların koruyamayacağı kadar fazla boş petek bırakılmamalıdır. Kullanılmayan petekler ise uygun koşullarda saklanmalıdır.
3.7. Hastalık Belirtilerini Takip Edin, Şüpheli Kolonileri Ayırın
Kasım ayında yalnızca Varroa değil, diğer koloni sağlığı sorunları da takip edilmelidir. Kovan önünde olağan dışı miktarda ölü arı görülmesi, yavru kalıntıları, kötü koku, düzensiz yavru görüntüsü veya arıların hareketlerinde belirgin değişiklikler dikkatle değerlendirilmelidir.
Bu belirtiler tek başına belirli bir hastalığın kesin teşhisi anlamına gelmez. Benzer belirtiler farklı hastalıklar, zehirlenmeler, beslenme sorunları veya çevresel etkenlerden kaynaklanabilir. Bu nedenle şüpheli durumlarda uzman görüşü alınmalı ve gerekli görülürse laboratuvar incelemesi yaptırılmalıdır.
Hastalık şüphesi bulunan kolonilerde petek, arı ve ekipmanların başka kolonilerle gelişigüzel paylaşılması doğru değildir. Arılıkta kullanılan el aletleri ve ekipmanların temizliğine dikkat edilmeli, şüpheli kolonilerden diğer kolonilere hastalık taşınmasını önleyecek tedbirler alınmalıdır.
Özellikle yavru hastalığı şüphesi bulunan kolonilerde rastgele antibiyotik veya ilaç kullanımı yapılmamalıdır. Teşhis konulmadan uygulanan ilaçlar sorunu çözmeyebilir ve arı ürünlerinde kalıntı riski oluşturabilir. Hastalıkların yönetiminde yetkili veteriner hekimlerin ve ilgili tarım müdürlüklerinin yönlendirmeleri esas alınmalıdır.
Kasım ayında koloni sağlığını korumak için Varroa yoğunluğu takip edilmeli, gerekli mücadele ruhsatlı ürünlerle ve etiket talimatlarına uygun şekilde yapılmalıdır. Bunun yanında eşek arısı, fare, yağmacılık ve petek zararlıları da kontrol altında tutulmalıdır. Kışa sağlıklı giren koloniler, ilkbaharda güçlü gelişim gösterebilmek için daha iyi bir başlangıç yapar.
4. Kasım Ayında Kovan Düzeni, Havalandırma ve Kışlatma Yeri Nasıl Olmalı?
Kasım ayında arıcının tamamlaması gereken önemli çalışmalardan biri de kovanların fiziksel olarak kış şartlarına hazırlanmasıdır. Koloninin yeterli bal stoğuna ve güçlü bir arı nüfusuna sahip olması tek başına kışlatma başarısını garanti etmez. Kovanın bulunduğu yer, yağmur ve rüzgâra karşı korunması, taban ve kapak yapısı, uçuş deliğinin genişliği ve içerideki nem dengesi de koloninin kış boyunca sağlıklı kalmasını etkiler.
Kış döneminde arılar, sıcaklığın düşmesiyle birlikte salkım oluşturarak yaşamlarını sürdürür. Bu sırada koloninin enerji tüketimi, dış ortam sıcaklığına, nüfusuna ve kovanın özelliklerine bağlı olarak değişir. Kovan içerisindeki aşırı nem, doğrudan soğuktan daha önemli bir sorun hâline gelebilir. Bu nedenle kovanı tamamen hava geçirmez hâle getirmek veya bütün açıklıkları kapatmak doğru bir kış hazırlığı değildir.
Kasım ayında kovanların temel amacı; yağmur ve rüzgârdan korunmak, uygun hava dolaşımını sürdürmek, nem birikmesini önlemek ve koloninin girişini savunabileceği ölçüde düzenlemektir.
4.1. Kovan Uçuş Deliklerini Koloni Gücüne Göre Daraltın
Kış hazırlığında ilk kontrol edilmesi gereken noktalardan biri uçuş deliğidir. Yaz döneminde geniş bırakılan kovan girişleri, Kasım ayında koloninin gücüne ve çevredeki zararlı baskısına göre yeniden düzenlenmelidir.
Sonbahar ve kış döneminde arıların uçuş faaliyetleri azalır. Koloninin dışarıdan gelen tehditlere karşı savunması da yaz dönemindeki kadar güçlü olmayabilir. Özellikle nüfusu azalmış kolonilerde geniş uçuş delikleri, eşek arısı ve fare gibi zararlıların kovana girmesini kolaylaştırabilir.
Uçuş deliğinin daraltılması, koloninin girişini daha kolay savunmasına yardımcı olur. Ancak burada yapılan en büyük hatalardan biri, deliği gereğinden fazla küçültmektir. Arıların geçişini zorlaştıracak kadar daraltılan girişler, uygun hava koşullarında yapılacak temizlik uçuşlarını ve hava dolaşımını olumsuz etkileyebilir.
Uçuş deliği düzenlenirken şu noktalar dikkate alınmalıdır:
- Koloninin arı nüfusu ve girişteki savunma gücü değerlendirilmelidir.
- Eşek arısı ve fare baskısı bulunan arılıklarda koruyucu giriş daraltıcılar kullanılmalıdır.
- Arıların rahatça girip çıkabileceği yeterli açıklık bırakılmalıdır.
- Uçuş deliğinin önünde arıların geçişini engelleyen ölü arı ve diğer kalıntılar birikmemelidir.
- Kovanın bulunduğu bölgedeki hava koşulları dikkate alınmalıdır.
Zayıf kolonilerde girişin daraltılması daha fazla önem taşır. Çünkü az sayıdaki işçi arı, geniş bir giriş alanını savunmakta zorlanabilir. Buna karşılık güçlü kolonilerde de girişin aşırı daraltılması doğru değildir.
4.2. Kovan Havalandırmasını Tamamen Kapatmayın
Kışlatmada sık karşılaşılan hatalardan biri, arıları soğuktan korumak amacıyla kovanın bütün hava girişlerinin kapatılmasıdır. Oysa kovan içerisinde arıların solunumu ve metabolik faaliyetleri sonucunda nem oluşur. Bu nemin uygun şekilde uzaklaştırılamaması, kovan içerisinde yoğuşmaya ve peteklerde ıslanmaya neden olabilir.
Özellikle sıcaklığın gece düştüğü, gündüz ise yükseldiği dönemlerde kovan içerisindeki hava hareketi ve nem dengesi önem kazanır. Kapak altında veya kovan duvarlarında oluşan yoğunlaşma, su damlacıkları hâlinde arıların bulunduğu bölgeye ulaşabilir.
Arılar soğuk havalarda salkım oluşturur. Salkımın korunması için kovanın dış ortamla ilişkisi tamamen kesilmemelidir. Ancak kontrolsüz hava akımı da koloninin doğrudan soğuk rüzgâra maruz kalmasına neden olabilir. Bu nedenle havalandırma ile cereyan arasındaki fark iyi anlaşılmalıdır.
Havalandırma, kovan içerisindeki nemli havanın uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Cereyan ise arıların bulunduğu alandan doğrudan ve kontrolsüz hava geçişi oluşmasıdır. Kışlatmada amaç, kovanın içerisinde kuvvetli hava akımı oluşturmak değil, nemin birikmesini önleyecek uygun bir hava dolaşımı sağlamaktır.
Kovanın havalandırma düzeni; taban yapısına, kapak tasarımına, kullanılan malzemeye ve arılığın iklim şartlarına göre değişebilir. Bu nedenle bütün kovanlarda aynı havalandırma açıklığının kullanılması gerektiği söylenemez.
4.3. Kovan İçerisinde Nem Birikmesini Önleyin
Kışlatma döneminde nem kontrolü, koloninin sağlıklı kalması açısından önemli bir konudur. Kovan içerisindeki fazla nem, özellikle soğuk yüzeylerde yoğunlaşarak su damlacıkları oluşturabilir. Bu durum peteklerin ve kovan iç yüzeylerinin ıslanmasına neden olabilir.
Nem sorununun oluşmasında yalnızca havalandırma eksikliği etkili değildir. Kovanın doğrudan yağmur alması, tabanının suyla temas etmesi, kapak yapısının yetersiz olması ve arılığın sürekli nemli bir bölgede bulunması da bu sorunu artırabilir.
Bu nedenle Kasım ayında kovanlar kontrol edilirken yalnızca uçuş deliğine bakılmamalıdır. Kapak, taban, birleşim noktaları ve kovanın yerleştirildiği zemin de incelenmelidir.
Nem kontrolü için alınabilecek temel önlemler şunlardır:
- Kovanlar doğrudan toprak üzerine yerleştirilmemelidir.
- Yağmur suyunun kovan tabanına ulaşması önlenmelidir.
- Kapaklarda su sızıntısına neden olabilecek açıklıklar kontrol edilmelidir.
- Kovanın hava dolaşımını engelleyen uygulamalardan kaçınılmalıdır.
- Kovanın bulunduğu zeminde su birikmesine izin verilmemelidir.
Kovanın içerisine gelişigüzel bez, sünger veya nem tutucu malzemeler yerleştirmek doğru bir çözüm değildir. Kullanılan malzemenin nemi hapsetmesi, zamanla küflenme ve farklı hijyen sorunlarına yol açabilir. Kışlatmada öncelik, nemin kaynağını belirlemek ve kovanın tasarımına uygun havalandırma düzenini korumaktır.
4.4. Kovanları Yağmurdan, Rüzgârdan ve Su Birikintilerinden Koruyun
Kış döneminde arılığın bulunduğu alanın seçimi, kolonilerin korunmasında önemli rol oynar. Sürekli rüzgâr alan, yağmur suyunun biriktiği veya toprağın uzun süre ıslak kaldığı yerler kışlatma açısından sorun oluşturabilir.
Kovanların yerleştirildiği alan mümkün olduğunca su tutmayan, drenajı iyi ve güvenli bir zemin olmalıdır. Kovanların zeminden yükseltilmesi, tabanın doğrudan toprakla temasını önler ve yağmur suyunun kovan içerisine ulaşma riskini azaltır.
Kovan altlıkları sağlam olmalıdır. Kış boyunca rüzgâr ve yağış nedeniyle devrilme veya yana yatma riski bulunan kovanlar mutlaka kontrol edilmelidir. Kovanın hafifçe eğimli yerleştirilmesi, tabanda su birikmesini önlemeye yardımcı olabilir. Ancak eğim, kovanın dengesini bozacak veya arıların petek düzenini olumsuz etkileyecek seviyede olmamalıdır.
Arılıkta rüzgâr yönü de dikkate alınmalıdır. Uçuş deliklerinin hâkim ve sert rüzgârlara doğrudan açık olması, soğuk dönemlerde arıların dışarı çıkışını zorlaştırabilir. Kovanların doğal bir rüzgâr kırıcıdan yararlanabileceği şekilde yerleştirilmesi tercih edilebilir.
Bununla birlikte kovanları tamamen kapalı ve havasız bir alana taşımak da doğru değildir. Arıların uygun hava şartlarında temizlik uçuşu yapabilmesi için uçuş alanının açık olması gerekir. Kovanların önünde çalı, dal veya başka engeller bulunması uçuş faaliyetini zorlaştırabilir.
4.5. Kovan Kapaklarını ve Birleşim Noktalarını Kontrol Edin
Kasım ayında kovanların fiziksel dayanıklılığı da gözden geçirilmelidir. Yaz boyunca güneş, yağmur ve sıcaklık değişimlerine maruz kalan kovanlarda kapaklarda eğilme, gövdede çatlak, birleşim noktalarında açılma veya tabanda bozulma görülebilir.
Kovan kapağının temel görevi, içeriyi yağmur ve diğer dış etkenlerden korumaktır. Kapakta oluşan açıklıklar, yağmur suyunun içeri girmesine neden olabilir. Bu nedenle kapakların gövde üzerine düzgün oturması ve rüzgârda yerinden çıkmaması gerekir.
Ahşap kovanlarda zamanla oluşan çatlaklar, birleşim noktalarındaki açıklıklar ve boya veya koruyucu yüzeydeki bozulmalar kontrol edilmelidir. Ancak kovanın iç yüzeyinde arıların temas edeceği alanlarda uygun olmayan boya veya kimyasal koruyucu kullanılmamalıdır.
Poliüretan kovanlarda ise gövde bütünlüğü, kapak uyumu, birleşim noktaları ve darbe nedeniyle oluşan hasarlar incelenmelidir. Poliüretan malzemenin ısı yalıtım özellikleri avantaj sağlayabilir; ancak bu durum kovanın nem kontrolü ve havalandırma ihtiyacını ortadan kaldırmaz.
Kovan malzemesi ne olursa olsun, kışlatma başarısını yalnızca gövdenin kalınlığına veya kullanılan malzemenin türüne bağlamak doğru değildir. Koloninin gücü, besin durumu, kovanın tasarımı ve arılığın çevresel şartları birlikte değerlendirilmelidir.
4.6. Ahşap ve Poliüretan Kovanlarda Kışlatma Farklılıkları
Ahşap ve poliüretan kovanlar, kullanılan malzemenin özellikleri nedeniyle farklı ısı ve nem davranışları gösterebilir. Ancak bir kovan türünün bütün bölgelerde diğerinden daha iyi sonuç vereceğini söylemek doğru değildir.
Ahşap kovanlar, geleneksel arıcılıkta yaygın olarak kullanılan ve doğru bakım yapıldığında uzun süre hizmet verebilen kovanlardır. Ahşabın durumu, gövde kalınlığı, birleşim noktaları ve dış yüzey koruması kovanın performansını etkiler. Nem alan veya yapısal bütünlüğünü kaybeden ahşap kovanlarda bakım ihtiyacı artabilir.
Poliüretan kovanlar ise ısı yalıtımı açısından avantaj sağlayabilen malzemelerden üretilir. Ancak üretim kalitesi, malzeme yoğunluğu, gövde kalınlığı ve tasarım özellikleri ürünler arasında farklılık gösterebilir. Düşük kaliteli üretim, mekanik dayanıklılık ve uzun süreli kullanım açısından sorun oluşturabilir.
Poliüretan kovanlarda da havalandırma düzeni doğru kurulmalıdır. Isı yalıtımının yüksek olması, içeride oluşan nemin kendiliğinden ortadan kalkacağı anlamına gelmez. Kovanın taban ve kapak yapısı, hava dolaşımı ve arılığın iklimi birlikte değerlendirilmelidir.
Bu nedenle kovan seçimi yapılırken yalnızca ahşap veya poliüretan olmasına göre karar verilmemelidir. Üretim kalitesi, bakım kolaylığı, yedek parça bulunabilirliği, kullanım ömrü ve bölgesel iklim koşulları da hesaba katılmalıdır.
4.7. Kovanları Kışlatma Yerine Göre Düzenleyin
Kışlatma alanının seçimi, kolonilerin kış boyunca karşılaşacağı çevresel şartları etkiler. Kovanlar mümkün olduğunca su birikmeyen, aşırı rüzgâr almayan ve gerektiğinde arıların uçuş yapabileceği alanlara yerleştirilmelidir.
Arılıkta kovanların birbirine çok yakın veya gelişigüzel yerleştirilmesi, kontrol ve bakım çalışmalarını zorlaştırabilir. Kovanlar arasında arıcının rahatça çalışabileceği alan bırakılmalıdır. Ayrıca uçuş deliklerinin yönleri, arıların birbirine karışmasını ve yön şaşırmasını azaltacak şekilde düzenlenebilir.
Kışlatma alanı seçilirken şu özellikler değerlendirilmelidir:
- Zeminin su tutmaması ve drenajının yeterli olması.
- Sert rüzgâra karşı doğal veya uygun bir koruma bulunması.
- Kovanların güneş ışığından tamamen mahrum kalmaması.
- Kovanlara gerektiğinde güvenli şekilde ulaşılabilmesi.
- İnsan, hayvan ve diğer dış etkenlerden kaynaklanan risklerin düşük olması.
Özellikle yüksek rakımlı bölgelerde kar yağışı ve buzlanma ihtimali dikkate alınmalıdır. Kovanların girişlerinin karla tamamen kapanması veya çevresinde uzun süre su birikmesi önlenmelidir. Kıyı bölgelerinde ise yoğun yağış, nem ve rüzgâr koşulları daha fazla önem taşıyabilir.
4.8. Kış Hazırlığında Gereksiz Müdahalelerden Kaçının
Kovanların fiziksel düzenlemesi tamamlandıktan sonra arıcının yapması gereken en önemli işlerden biri gereksiz müdahaleleri azaltmaktır. Soğuk havalarda yalnızca merak nedeniyle kovan açmak, çerçeveleri kontrol etmek veya arıların salkımını bozabilecek işlemler yapmak doğru değildir.
Kış döneminde kontroller mümkün olduğunca dışarıdan yapılmalıdır. Kovanın devrilip devrilmediği, kapağının yerinde olup olmadığı, uçuş deliğinin kapanıp kapanmadığı ve çevrede su birikmesi bulunup bulunmadığı gözlemlenebilir.
Şiddetli fırtına, yoğun yağış veya kar yağışı sonrasında kovanların fiziksel durumu kontrol edilmelidir. Ancak bu kontroller sırasında kovanın gereksiz yere açılmasına ihtiyaç yoktur.
Kasım ayındaki kovan hazırlığının amacı, arıları tamamen kapalı bir ortamda tutmak değil, koloninin kış şartlarından en az düzeyde etkilenmesini sağlayacak dengeli bir ortam oluşturmaktır. Uygun giriş genişliği, kontrollü havalandırma, nemden korunma ve sağlam kovan yapısı birlikte değerlendirildiğinde kışlatma koşulları iyileştirilebilir.
5. Bölgelere Göre Kasım 2026 Arıcılık Takvimi ve Kış Boyunca Yapılacak Kontroller
Kasım ayında arıcılık çalışmaları, Türkiye’nin farklı bölgelerinde aynı şekilde yürütülemez. Kışın başlangıç zamanı, gündüz ve gece sıcaklıkları, yağış miktarı, rakım ve kolonilerin yavru faaliyetleri bölgeden bölgeye değişir. Bu nedenle arıcılar, Kasım ayındaki bakım çalışmalarını kendi arılıklarının bulunduğu bölgenin iklim şartlarına göre planlamalıdır.
Bu dönemde temel hedef; kolonilerin besin ihtiyacını karşılamak, Varroa yükünü kontrol altında tutmak, kovanları dış etkenlerden korumak ve kış boyunca gereksiz müdahalelerden kaçınmaktır.
5.1. Marmara Bölgesi’nde Kasım Ayında Arılara Ne Yapılmalı?
Marmara Bölgesi’nde Kasım ayı, sıcaklıkların düşmeye ve yağışların artmaya başladığı dönemdir. İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Bursa, Balıkesir ve Çanakkale gibi illerde kıyı ve iç kesimler arasında sıcaklık farkları görülebilir.
Marmara Bölgesi’nde arıcıların dikkat etmesi gereken çalışmalar şunlardır:
- Bal stoğunu kontrol edin: Sonbaharda yeterli besin depolayamamış kolonileri belirleyin. Besin eksikliği bulunan kovanlarda hava şartlarına uygun destekleme yapın.
- Varroa durumunu takip edin: Sonbahar mücadelesinin sonuçlarını değerlendirin. Gerekli görülürse ruhsatlı ürünlerle, etiket talimatlarına uygun uygulama yapın.
- Uçuş deliklerini düzenleyin: Zayıf kolonilerin girişlerini savunabilecekleri ölçüde daraltın.
- Yağmur ve nem kontrolü yapın: Kovan kapaklarını, tabanlarını ve birleşim noktalarını kontrol ederek su girişini önleyin.
- Eşek arısı baskısını takip edin: Özellikle zayıf kolonileri yağmacılık ve yaban arısı saldırılarına karşı koruyun.
- Gereksiz kovan açılışlarını azaltın: Hava sıcaklığının düştüğü günlerde ayrıntılı kontrollerden kaçının.
Marmara’da bazı arılıklarda Kasım ayında uygun hava koşullarında arı uçuşları görülebilir. Ancak bu durum besleme veya kovan açma işlemlerinin her gün yapılabileceği anlamına gelmez. Özellikle gece sıcaklıklarının düştüğü dönemlerde sıvı besleme konusunda dikkatli olunmalıdır.
5.2. Ege Bölgesi’nde Kasım Ayında Arılara Ne Yapılmalı?
Ege Bölgesi’nin kıyı kesimlerinde kış şartları, iç kesimlere göre daha ılıman geçebilir. İzmir, Aydın ve Muğla gibi illerde bazı koloniler Kasım ayında da uçuş faaliyetlerini sürdürebilir. Buna karşılık Manisa, Uşak, Kütahya ve Denizli’nin yüksek kesimlerinde soğuklar daha erken etkili olabilir.
Ege Bölgesi’nde yapılması gereken başlıca çalışmalar:
- Koloni nüfusunu değerlendirin: Yavru faaliyetinin azaldığı kolonilerde genç arı nüfusunu ve genel koloni gücünü gözlemleyin.
- Kışlık besin miktarını belirleyin: Bal stoğu yetersiz kolonileri tespit edin ve uygun besleme yöntemini seçin.
- Varroa mücadelesini ihmal etmeyin: Ilıman havalar nedeniyle yavru faaliyetinin devam edebileceğini göz önünde bulundurun.
- Kovanların su almasını önleyin: Özellikle yağışlı bölgelerde kapak ve taban kontrollerini tamamlayın.
- Yağmacılığa karşı önlem alın: Besleme sırasında açıkta şurup veya bal bırakmayın.
- Kovan girişlerini kontrol edin: Koloni gücüne göre giriş genişliğini düzenleyin.
Ege Bölgesi’nde Kasım ayında arıların hâlâ aktif olması, kış hazırlıklarının ertelenmesi için gerekçe değildir. Kışlık stok ve Varroa kontrolü mümkün olduğunca zamanında tamamlanmalıdır.
5.3. Akdeniz Bölgesi’nde Kasım Ayında Arılara Ne Yapılmalı?
Akdeniz Bölgesi’nde kış şartları kıyı kesimlerinde genellikle daha ılıman, yüksek rakımlı alanlarda ise daha sert olabilir. Antalya, Mersin ve Adana’nın kıyı bölgelerinde arılar uygun günlerde uçuş yapmaya devam edebilir. Toroslar ve yüksek rakımlı arılıklarda ise kış hazırlığı daha erken tamamlanmalıdır.
Akdeniz Bölgesi’nde arıcıların dikkat etmesi gerekenler:
- Yavru faaliyetini takip edin: Ilıman hava nedeniyle bazı kolonilerde yumurtlama devam edebilir.
- Besin stokunu kontrol edin: Yavru faaliyeti devam eden kolonilerde tüketim artabileceğinden bal stoğunu düzenli değerlendirin.
- Varroa yoğunluğunu ölçün: Yavru durumunu dikkate alarak uygun mücadele yöntemini belirleyin.
- Yağış ve fırtınalara karşı önlem alın: Kovanların devrilmesini ve su almasını önleyin.
- Kovan çevresini temiz tutun: Besin kalıntılarını ve yağmacılığı artırabilecek unsurları ortadan kaldırın.
- Yüksek rakımlı arılıklarda kış hazırlığını tamamlayın: Soğukların erken başladığı bölgelerde besin ve kovan kontrollerini geciktirmeyin.
Akdeniz Bölgesi’nde sıcaklıkların yüksek seyretmesi, kolonilerin kış tüketiminin düşük olacağı anlamına gelmez. Yavru faaliyetinin devam ettiği kolonilerde besin tüketimi artabilir. Bu nedenle stok kontrolü yalnızca takvime göre değil, koloninin gerçek durumuna göre yapılmalıdır.
5.4. İç Anadolu Bölgesi’nde Kasım Ayında Arılara Ne Yapılmalı?
İç Anadolu Bölgesi’nde Kasım ayıyla birlikte gece sıcaklıkları belirgin şekilde düşebilir. Ankara, Konya, Eskişehir, Kayseri, Sivas, Nevşehir ve çevre illerde kış şartları kıyı bölgelerine göre daha erken etkili olabilir.
Bu bölgede kış hazırlığının geciktirilmemesi gerekir.
- Kışlık bal stokunu önceden tamamlayın: Soğuklar başladıktan sonra sıvı besleme imkânı azalabilir.
- Besin eksikliği olan kolonileri belirleyin: Gerekli durumlarda uygun katı yem seçeneklerini değerlendirin.
- Kovan girişlerini daraltın: Özellikle zayıf kolonileri fare ve diğer zararlılara karşı koruyun.
- Havalandırmayı tamamen kapatmayın: Kovan içerisindeki nemin uzaklaştırılmasını sağlayacak uygun düzeni koruyun.
- Kovan altlıklarını sağlamlaştırın: Kar, rüzgâr ve yağış nedeniyle devrilme veya su alma riskini azaltın.
- Gereksiz kovan açılışlarından kaçının: Soğuk havalarda koloninin salkım düzenini bozmayın.
- Varroa mücadelesini değerlendirin: Yavru durumuna ve kullanılan ürünün uygulama koşullarına göre hareket edin.
İç Anadolu’da arıcıların özellikle besin stoğu ve kovan nemi üzerinde durması gerekir. Kış boyunca uzun süre uçuş yapılamayan kolonilerde besin tüketimi ve salkımın besine erişimi önem kazanır.
5.5. Karadeniz Bölgesi’nde Kasım Ayında Arılara Ne Yapılmalı?
Karadeniz Bölgesi’nde yüksek yağış ve nem, kışlatma döneminde dikkat edilmesi gereken temel konulardandır. Kıyı kesimlerinde sıcaklıklar bazı dönemlerde ılıman seyretse de sürekli yağış, kovanların nemden korunmasını önemli hâle getirir.
Karadeniz Bölgesi’nde yapılması gerekenler:
- Kovanların su almasını önleyin: Kapak, gövde ve taban birleşimlerini kontrol edin.
- Kovanları zeminden yükseltin: Yağmur suyunun kovan tabanına ulaşmasını engelleyin.
- Havalandırmayı doğru düzenleyin: Nem birikmesini önlerken doğrudan cereyan oluşmasına izin vermeyin.
- Bal stoğunu kontrol edin: Yağışlı günlerde arıların uçuş yapamayabileceğini hesaba katın.
- Uçuş deliklerini koruyun: Girişlerin ölü arı ve diğer kalıntılarla kapanmasını önleyin.
- Kovanların sağlamlığını kontrol edin: Şiddetli rüzgâr ve fırtına riskine karşı gerekli önlemleri alın.
- Yüksek rakımlı alanları ayrıca değerlendirin: İç ve yüksek kesimlerde soğuklar kıyıya göre daha erken başlayabilir.
Karadeniz’de kovanların nemden korunması, kışlatma başarısını etkileyen önemli konulardan biridir. Ancak nemi azaltmak amacıyla kovanın bütün açıklıklarını kapatmak doğru değildir. Uygun havalandırma ile yağmurdan korunma birlikte sağlanmalıdır.
5.6. Doğu Anadolu Bölgesi’nde Kasım Ayında Arılara Ne Yapılmalı?
Doğu Anadolu Bölgesi’nde kış şartları birçok bölgeye göre daha erken ve sert başlayabilir. Erzurum, Kars, Ardahan, Ağrı, Van ve çevre illerde rakım ve yerel iklim koşulları kışlatma süresini önemli ölçüde etkiler.
Bu bölgede Kasım ayına gelindiğinde kolonilerin kış hazırlığının büyük ölçüde tamamlanmış olması beklenir.
- Kışlık besin stokunu kontrol edin: Uzun sürecek soğuk dönemde koloninin ulaşabileceği yeterli besin bulunmalıdır.
- Sıvı beslemeyi zorlamayın: Düşük sıcaklıklarda şurup tüketimi ve işlenmesi zorlaşabilir.
- Gerekirse katı yem kullanın: Besin eksikliği bulunan kolonilerde uygun ürün ve yerleştirme yöntemi tercih edin.
- Kovanların fiziksel durumunu kontrol edin: Kapak, taban ve gövdenin sağlam olduğundan emin olun.
- Kar ve buzlanma riskini değerlendirin: Uçuş deliklerinin kapanmasını önleyin.
- Rüzgâra karşı koruma sağlayın: Kovanların doğrudan sert rüzgâra maruz kalmasını azaltın.
- Kovanları gereksiz yere açmayın: Soğuk dönemlerde dışarıdan kontrol yöntemlerini tercih edin.
Doğu Anadolu’da kışlatma başarısı, Kasım ayında yapılan son kontroller kadar sonbaharda tamamlanan hazırlıklara da bağlıdır. Bu nedenle besin eksikliği ve Varroa mücadelesi gibi konuların kışın en sert dönemine bırakılmaması gerekir.
5.7. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Kasım Ayında Arılara Ne Yapılmalı?
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde kış şartları illere ve rakıma göre farklılık gösterir. Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin, Batman ve çevresinde bazı yıllar Kasım ayı boyunca arı uçuşları devam edebilir. Ancak gece sıcaklıklarının düşmesi ve ani hava değişimleri kolonilerin faaliyetlerini etkileyebilir.
Bu bölgede yapılması gereken başlıca çalışmalar:
- Koloni nüfusunu değerlendirin: Ilıman günlerde devam eden yavru faaliyetini takip edin.
- Besin tüketimini gözlemleyin: Yavru faaliyeti devam eden kolonilerde stok ihtiyacını yeniden değerlendirin.
- Varroa kontrolünü tamamlayın: Kullanılacak yöntemi yavru durumuna göre belirleyin.
- Kovanları ani hava değişimlerine hazırlayın: Kapak ve taban kontrollerini yapın.
- Yağmacılığı önleyin: Besleme sırasında açıkta yem bırakmayın.
- Zayıf kolonileri koruyun: Uçuş deliğini koloni gücüne göre düzenleyin.
Güneydoğu Anadolu’da hava sıcaklıklarının bazı günlerde yüksek seyretmesi, kış hazırlıklarının ertelenmesine neden olmamalıdır. Ani soğuklar başlamadan önce besin ve kovan kontrolleri tamamlanmalıdır.
5.8. Kış Boyunca Arılıkta Hangi Kontroller Yapılmalı?
Kasım ayında kış hazırlıkları tamamlandıktan sonra arıcının görevi tamamen sona ermez. Kış boyunca kolonilerin durumu düzenli şekilde takip edilmelidir. Ancak bu takip, sürekli kovan açarak yapılmamalıdır.
Kış döneminde temel kontrol yöntemi dışarıdan gözlem, kovan ağırlığının takibi ve çevresel şartların değerlendirilmesidir.
Kış boyunca yapılması gereken kontroller:
- Kovan kapaklarını kontrol edin: Şiddetli rüzgâr ve yağış sonrasında kapakların yerinden çıkmadığından emin olun.
- Uçuş deliklerini kontrol edin: Girişlerin kar, buz, ölü arı veya başka kalıntılarla kapanmasını önleyin.
- Kovan ağırlığını takip edin: Uygun aralıklarla yapılan ağırlık kontrolü, besin stokunun azalıp azalmadığı hakkında fikir verir.
- Su birikintilerini kontrol edin: Kovanların altında veya çevresinde biriken suyun uzaklaştırılmasını sağlayın.
- Fare ve diğer zararlıları takip edin: Kovan girişlerinde zarar veya müdahale belirtisi olup olmadığını gözlemleyin.
- Fırtına ve kar sonrasında arılığı kontrol edin: Devrilen, kayan veya zarar gören kovanları tespit edin.
- Gereksiz kovan açılışlarından kaçının: Soğuk havalarda yalnızca zorunlu durumlarda müdahale edin.
- Uygun uçuş günlerini değerlendirin: Arıların temizlik uçuşu yapabilmesi için uçuş alanlarının açık kalmasını sağlayın.
- Besin ihtiyacını takip edin: Kovan ağırlığında belirgin azalma veya açlık riski görülüyorsa uygun müdahaleyi planlayın.
- Kayıt tutun: Kolonilerin gücü, besleme tarihleri, Varroa uygulamaları ve kış kayıplarını not edin.
Kovan ağırlığını takip etmek, özellikle kışın uzun sürdüğü bölgelerde faydalı bir yöntemdir. Bunun için her kontrol sırasında kovanın arka tarafından dikkatli şekilde kaldırılması veya uygun tartım ekipmanlarının kullanılması mümkündür. Ancak farklı kovanların ağırlıkları doğrudan karşılaştırılmamalıdır. Kovan tipi, petek sayısı, kullanılan malzeme ve koloni gücü ağırlığı etkiler.
5.9. Kasım Ayında Arıcıların En Sık Yaptığı Hatalar
Kışlatma döneminde yaşanan kayıpların bir bölümü, sonbaharda yapılan eksik veya yanlış uygulamalardan kaynaklanabilir. Kasım ayında özellikle şu hatalardan kaçınılmalıdır:
- Her kovana aynı miktarda yem vermek: Kolonilerin nüfusu ve mevcut bal stoğu farklıdır. Besleme ihtiyaca göre belirlenmelidir.
- Soğuk havada sıvı beslemeyi zorlamak: Arıların şurubu tüketememesi ve kovan içerisinde nem oluşması gibi sorunlar ortaya çıkabilir.
- Kovan havalandırmasını tamamen kapatmak: Nem birikmesi ve yoğuşma riski artabilir.
- Kovanları gereksiz yere açmak: Soğuk havalarda koloninin ısı dengesi ve salkım düzeni bozulabilir.
- Varroa mücadelesini yalnızca takvime göre yapmak: Parazit yoğunluğu, yavru durumu ve ürün talimatları dikkate alınmalıdır.
- Zayıf kolonileri kontrol etmeden birleştirmek: Hastalık veya ana arı sorunları diğer koloniye taşınabilir.
- Uçuş deliklerini aşırı daraltmak: Arıların geçişi ve hava dolaşımı zorlaşabilir.
- Kovanları doğrudan toprağa yerleştirmek: Nem ve su teması kovanın fiziksel durumunu olumsuz etkileyebilir.
- Hastalık şüphesinde rastgele ilaç kullanmak: Yanlış uygulamalar koloniye zarar verebilir ve arı ürünlerinde kalıntı riski oluşturabilir.
- Kış boyunca arılığı tamamen kontrolsüz bırakmak: Fırtına, su baskını, devrilme ve besin eksikliği gibi sorunlar zamanında fark edilmeyebilir.
5.10. Kasım 2026’da Arıcılara Önerilen Kontrol Sırası
Kasım ayında yapılacak işleri daha kolay yönetebilmek için arıcılar aşağıdaki sırayı takip edebilir:
- Koloni gücünü belirleyin. Zayıf, orta ve güçlü kolonileri ayrı ayrı değerlendirin.
- Ana arı durumunu kontrol edin. Ana arı kaybı veya düzensiz koloni gelişimi şüphesi bulunan kovanları belirleyin.
- Bal stoğunu değerlendirin. Kolonilerin mevcut besin miktarını ve balın salkıma yakınlığını inceleyin.
- Besleme ihtiyacını belirleyin. Eksikliği olmayan kolonilere gereksiz yem vermeyin.
- Varroa durumunu takip edin. Ölçüm ve koloni yavru durumuna göre uygun mücadele yöntemini belirleyin.
- Zararlılara karşı önlem alın. Eşek arısı, fare ve yağmacılık riskini azaltın.
- Uçuş deliklerini düzenleyin. Koloninin gücüne uygun giriş açıklığı bırakın.
- Kovanların fiziksel durumunu kontrol edin. Kapak, gövde, taban ve birleşim noktalarını inceleyin.
- Nem ve havalandırmayı değerlendirin. Kovanın su almasını önleyin ve uygun hava dolaşımını koruyun.
- Kışlık takip planı oluşturun. Kovan ağırlığı, dış kontroller ve hava şartlarına göre izleme yapın.
Kasım 2026’da Arılara Ne Yapılmalı? Sık Sorulan Sorular
Kasım ayında arılara kek verilir mi?
Besin stoğu yetersiz olan kolonilere, hava şartları sıvı beslemeye uygun değilse kek veya fondan verilebilir. Ancak yeterli bal stoğu bulunan kolonilere yalnızca takvim nedeniyle kek verilmesi gerekmez.
Kasım ayında arılara şurup verilir mi?
Bölgedeki sıcaklıklar ve arıların çalışma durumu uygunsa sıvı besleme değerlendirilebilir. Soğuk havalarda arıların şurubu tüketip işleyememesi ve kovan içerisinde nem oluşması riski nedeniyle dikkatli olunmalıdır.
Kasım ayında kovan açılır mı?
Hava sıcaklığı uygunsa ve zorunlu bir kontrol ihtiyacı bulunuyorsa kısa süreli kontrol yapılabilir. Soğuk, rüzgârlı ve yağışlı günlerde gereksiz kovan açılışlarından kaçınılmalıdır.
Kasım ayında Varroa ilacı uygulanır mı?
Koloninin Varroa yoğunluğu, yavru durumu ve hava şartları uygun olduğunda ruhsatlı ürünlerle mücadele yapılabilir. Kullanılacak ürünün etiketindeki doz, sıcaklık ve uygulama talimatlarına uyulmalıdır.
Kışın arıların uçuş yapmaması normal midir?
Evet. Hava sıcaklığı düştüğünde arılar uçuş faaliyetlerini sınırlandırır ve salkım oluşturarak yaşamlarını sürdürür. Uzun süre uçuş görülmemesi tek başına koloni kaybı anlamına gelmez.
Kışın kovan uçuş deliği tamamen kapatılır mı?
Hayır. Arıların hava dolaşımına ve uygun günlerde uçuş yapmasına imkân sağlayacak açıklık bırakılmalıdır. Giriş, koloni gücüne ve zararlı baskısına göre daraltılabilir.
Kışın kovan ağırlığı neden kontrol edilir?
Kovan ağırlığı, içerideki besin stokunun azalıp azalmadığı hakkında fikir verir. Düzenli takip, açlık riskinin erken fark edilmesine yardımcı olabilir.
Poliüretan kovanlarda kışlatma daha mı kolaydır?
Poliüretan kovanlar ısı yalıtımı açısından avantaj sağlayabilir. Ancak kışlatma başarısı yalnızca kovan malzemesine bağlı değildir. Havalandırma, nem kontrolü, koloni gücü ve besin stoğu birlikte değerlendirilmelidir.
Kasım ayında arıların yavru yapması normal midir?
Bölgenin iklimine ve hava sıcaklığına bağlı olarak bazı kolonilerde Kasım ayında yavru faaliyeti devam edebilir. Bu durum bütün Türkiye’de aynı şekilde görülmez. Yavru faaliyetinin devam ettiği kolonilerde besin tüketimi ve Varroa durumu ayrıca takip edilmelidir.
Kışa zayıf giren arılar ilkbahara çıkabilir mi?
Bu, koloninin gerçek gücüne, ana arı durumuna, besin stoğuna, sağlık durumuna ve kış şartlarına bağlıdır. Çok zayıf kolonilerin kış kaybı riski daha yüksek olabilir. Bu nedenle zayıflığın nedeni belirlenmeli ve uygun yönetim kararı verilmelidir.
Arıcılık.org Değerlendirmesi
Kasım ayında arıcının önceliği, kolonileri büyütmekten çok kışa hazırlanan arı nüfusunu ve mevcut besin stokunu korumaktır. Koloni gücü, ana arı durumu, Varroa yükü, kovan havalandırması ve yağıştan korunma birlikte değerlendirilmelidir. Soğuk havalarda gereksiz kovan açılışlarından ve uygun olmayan sıvı beslemeden kaçınılmalı, besin eksiği bulunan kolonilere bölge şartlarına uygun destek sağlanmalıdır. Kışlatmada başarı, tek bir uygulamadan değil, doğru zamanda tamamlanan hazırlıkların bütününden gelir.




