Bal akımında arıya ilaç verilir mi? Hayır, verilmez. Bal akımı devam ederken güçlü ve üretimini sürdüren kolonilere gereksiz ilaç, kimyasal veya dışarıdan herhangi bir ürün uygulanmamalıdır. Arıcılık.org olarak yaklaşımımız, güçlü koloninin üretim dönemini mümkün olduğunca doğal çalışma düzeni içerisinde tamamlaması, koloninin yakından takip edilmesi ve gerekli sağlık mücadelesinin bal hasadı sonrasına bırakılmasıdır.
Bal akımı, arıcılıkta koloninin en yoğun ve en hassas üretim dönemlerinden biridir. Arılar bu dönemde yüksek nüfusla çalışır, sürekli nektar ve polen taşır, petekleri doldurur ve kovandaki balı olgunlaştırır. Böyle bir dönemde arıcının yaptığı her müdahalenin yalnızca arı kolonisi açısından değil, üretilen bal açısından da değerlendirilmesi gerekir.
Arıcılık.org olarak bizim yaklaşımımız nettir: Bal akımı sırasında güçlü ve üretimini sürdüren bir koloniye, zorunlu bir sağlık problemi bulunmadıkça dışarıdan herhangi bir ilaç, kimyasal veya formül uygulanmasını doğru bulmuyoruz.
Buradaki amaç hastalık ve parazitleri önemsememek değildir. Amaç, mücadeleyi balın kovanda bulunduğu üretim döneminden çıkararak uygun zamana taşımaktır.
Bal Akımı Sırasında Kovanda Neden Gereksiz Müdahale Yapılmamalı?
Bal akımı sırasında kovana giren veya kovana uygulanan her ürünün koloni içerisindeki materyallerle temas ihtimali vardır. Arıların bu maddelerle temas etmesi, maddenin petek, balmumu veya kovandaki diğer materyallerle karşılaşması mümkündür.
Bu nedenle piyasada “balda kalıntı bırakmaz”, “doğal”, “bitkisel” veya benzeri ifadelerle satışa sunulan ürünleri yalnızca bu ifadeler üzerinden değerlendirmiyoruz.
Bir ürünün reklamındaki ifade, bal akımı sırasında kovana uygulanması için tek başına yeterli gerekçe değildir.
Arıcılık.org’un yaklaşımında temel prensip şudur:
Bal üretiminin devam ettiği dönemde kovana ne kadar az dış müdahale yapılırsa, üretim süreci o kadar doğal ve kontrollü yürütülür.
Bu nedenle bal akımı sırasında sırf tedbir amacıyla farklı ürünlerin kovana verilmesini doğru bir uygulama olarak görmüyoruz.
Güçlü Koloni Bal Akımında Kendini Nasıl Koruyabilir?
Burada sahadaki önemli bir ayrıntıyı gözden kaçırmamak gerekir.
Güçlü koloni ile zayıf koloninin aynı parazit veya hastalık baskısına verdiği tepki aynı değildir.
Bal akımı döneminde nüfusu yüksek, genç arı miktarı iyi, yavru düzeni devam eden ve çalışma kapasitesi güçlü olan koloniler bazı parazit ve hastalık baskılarını daha uzun süre tolere edebilir.
Arıcının sahada bunu görmesi mümkündür.
Kolonide belirli düzeyde Varroa baskısı bulunmasına rağmen arı nüfusu tamamen gerilemeyebilir. Koloni çalışmaya devam eder, nektar taşır, petek doldurur ve sezonu tamamlayabilir.
Bu, koloninin Varroa’dan kurtulduğu anlamına gelmez.
Burada söz konusu olan şey koloninin mevcut baskıyı üretim sezonu içerisinde tolere edebilmesidir.
Ancak bunun bir bedeli olabilir.
Parazit baskısı altında çalışan kolonide üretim performansı düşebilir. Arı nüfusunun bir bölümü üretim yerine koloni içerisindeki dengeyi korumaya yönelirken, koloninin bal toplama kapasitesi de azalabilir.
Sahada bunun sonucunda bal veriminde yüzde 10-20 seviyelerine varabilen düşüşler görülebilir. Ancak bu oran her koloni için sabit bir değer değildir. Koloninin gücü, Varroa yoğunluğu, mevsim, flora, hava şartları ve diğer koloni koşulları sonucu değiştirebilir.
Dolayısıyla burada tercih edilen şey maksimum bal verimini zorlamak değil, koloninin üretim dönemini gereksiz kimyasal müdahale olmadan tamamlamasını sağlamaktır.
Daha Az Bal Almak, Her Zaman Daha Kötü Koloni Yönetimi Değildir
Arıcılıkta bazen yalnızca kovandan alınan bal miktarına bakılıyor.
Oysa bir koloninin başarısını yalnızca o sezon verdiği bal miktarı üzerinden değerlendirmek doğru değildir.
Bal akımı sırasında güçlü bir koloni parazit baskısını tolere ederek çalışmaya devam edebilir. Bu koloniden beklenen bal miktarı düşebilir. Fakat buna karşılık üretim döneminde gereksiz bir uygulama yapılmamış olur.
Arıcılık.org açısından burada önemli olan ayrım şudur:
Bir miktar üretim kaybı ile balın üretim sürecine gereksiz bir madde sokulması aynı şey değildir.
Arıcı, sezonun belirli bir bölümünde daha düşük verimi kabul ederek koloniyi bal akımının sonuna kadar kontrollü biçimde takip edebilir.
Bal hasadı tamamlandıktan sonra ise durum tamamen değişir.
Bal Akımı Bittiğinde Koloni Bekletilmemeli
Bal akımı sırasında müdahale edilmemesi, koloninin sezon sonunda kendi haline bırakılması anlamına gelmez.
Tam tersine, bal akımı bittiği anda koloni yeniden değerlendirilmelidir.
Bal hasadı tamamlandıktan sonra Varroa seviyesi kontrol edilmeli, koloni nüfusu incelenmeli, yavru durumu değerlendirilmelidir.
Gerekli görülüyorsa koloni doğrudan tedavi programına alınmalıdır.
Arıcılık.org’un önerdiği yönetim sırası bu noktada oldukça basittir:
Bal akımı sırasında gözlemle → gereksiz müdahale yapma → hasadı tamamla → koloniyi kontrol et → gerekli mücadeleyi başlat.
Böylece üretim dönemi ile sağlık mücadelesi birbirinden ayrılmış olur.
Her Koloni İçin Aynı Karar Verilmez
Burada en önemli konu koloninin durumunu doğru okuyabilmektir.
Güçlü bir koloni ile nüfusu gerileyen, yoğun parazit baskısı altında bulunan veya ciddi hastalık belirtileri gösteren koloni aynı şekilde yönetilmemelidir.
Güçlü koloninin bal akımını tamamlamasına izin vermek ile ağır hastalığı bulunan koloniyi müdahalesiz bırakmak arasında çok büyük fark vardır.
Koloni hızla nüfus kaybediyorsa, yavru düzeni bozuluyorsa, arı davranışlarında belirgin değişiklik varsa veya parazit baskısı koloninin çalışma kapasitesini tehdit edecek seviyeye ulaşmışsa artık yalnızca “bal akımı devam ediyor” gerekçesiyle beklemek doğru değildir.
Bu koloninin önceliği koloninin kurtarılmasıdır.
Ağır Hastalık veya Yoğun Parazit Baskısı Olan Koloni Ayrılmalı
Arılıkta ciddi şekilde gerileyen bir koloni varsa ilk yapılması gerekenlerden biri onu diğer kolonilerden ayrı değerlendirmektir.
Koloninin bulunduğu yer, arı nüfusu, yavru durumu, petekler ve hastalık belirtileri incelenmelidir.
Gerekli görülüyorsa koloni diğer kolonilerden uzaklaştırılarak kontrol altına alınmalıdır.
Buradaki amaç yalnızca mevcut koloniyi kurtarmak değildir. Arılıktaki diğer kolonilere bulaşma ve parazit yayılımı riskini de azaltmaktır.
Ancak ağır hastalık gösteren bir koloniden elde edilen bal konusunda da açık bir çizgi olmalıdır:
Şüpheli veya uygunsuz müdahale uygulanmış koloninin balı tüketime sunulmamalıdır.
Balın görünüşünün normal olması, ürünün güvenli olduğunu tek başına göstermez.
“Kalıntı Bırakmaz” İfadesine Arıcı Nasıl Bakmalı?
Piyasada çok sayıda ürün farklı ifadelerle tanıtılıyor.
“Balda kalıntı bırakmaz.”
“Doğal ürün.”
“Bitkisel formül.”
“Arıya zarar vermez.”
Arıcının burada yalnızca ürünün satış söylemine bakması doğru değildir.
Arıcılık.org olarak bizim yaklaşımımız daha basittir:
Bal akımı sırasında kovana dışarıdan bir ürün sokmak için gerçekten gerekli bir neden bulunmalıdır.
Çünkü üretim döneminde peteklerde bal bulunmaktadır ve arılar sürekli olarak kovana nektar taşımaktadır. Bu nedenle arıcının “ürün balda kalıntı bırakmaz” şeklindeki bir ticari ifadeye dayanarak uygulama yapması yerine, o uygulamayı hiç yapmamanın mümkün olup olmadığını öncelikle değerlendirmesi gerekir.
Bizim tercihimiz, mümkün olduğu sürece bal akımı içerisinde müdahale etmemektir.
Arıcılık.org’un Bal Akımı Yönetim Prensibi
Arıcılık.org olarak sahadaki yaklaşımımızı tek cümleyle ifade etmek gerekirse:
Güçlü koloniyi bal akımı sırasında gereksiz yere ilaçlamayın; koloniyi gözlemleyin, üretim dönemini tamamlatın ve hasat sonrasında sağlık mücadelesini geciktirmeyin.
Bu yaklaşımda üç farklı koloni durumu birbirinden ayrılmalıdır.
Birinci durum: Güçlü, nüfusu dengeli, üretimini sürdüren ve ağır hastalık veya yoğun parazit baskısı göstermeyen koloni. Bu kolonide bal akımı sırasında gereksiz müdahale yapılmamalı, koloni takip edilmelidir.
İkinci durum: Parazit baskısı bulunan ancak nüfusunu koruyan ve üretimini sürdüren koloni. Bu kolonide bal akımı boyunca koloni yakından izlenebilir. Üretim miktarında düşüş görülebilir. Bal akımı tamamlandıktan sonra mücadele geciktirilmemelidir.
Üçüncü durum: Nüfusu hızla gerileyen, ağır parazit baskısı veya ciddi hastalık belirtileri gösteren koloni. Bu koloni artık normal üretim kolonisi gibi değerlendirilmemeli, diğer kolonilerden ayrılarak gerekli sağlık müdahalesine alınmalıdır.
Bu ayrım, “bal akımında hiçbir zaman müdahale edilmez” gibi yanlış anlaşılabilecek mutlak bir kuralın da önüne geçer.
Balın Güvenilirliği Kovandan Başlar
Arıcı balı sağım makinesine götürdüğünde değil, sezon boyunca kovanda yaptığı uygulamalarla ürünün niteliğini belirlemeye başlar.
Bu nedenle bal sağımı sırasında temiz ekipman kullanmak kadar, bal akımı öncesinde ve sırasında kovana ne uygulandığı da önemlidir.
Arıcılık.org olarak bizim tavsiyemiz; güçlü kolonilerde bal akımı boyunca gereksiz müdahaleden kaçınılması, koloninin gözlem altında tutulması ve mücadele programının bal akımı sonrasına planlanmasıdır.
Ancak ağır hastalık veya koloniyi geriletecek düzeyde parazit baskısı ortaya çıktığında beklemek yerine koloni ayrı değerlendirilmelidir.
Arıcılıkta doğru mücadele yalnızca hangi ilacın kullanılacağını bilmek değildir. Doğru zamanda hiçbir şey uygulamamanın da bir yönetim kararı olduğunu bilmektir.
Bal akımı sırasında koloniyi gereksiz müdahaleden korumak, hasattan sonra ise gecikmeden kontrol altına almak, üretim ile koloni sağlığı arasındaki dengeyi koruyan temel yaklaşımdır.





