Bir çay kaşığı bal masaya konur.
Küçük görünür. Sıradan gelir.
Kahvaltıda ekmeğe sürülür, çaya karıştırılır.
Çoğu zaman düşünmeden tüketilir.
Oysa o bir çay kaşığı bal, yaklaşık 12 arının ömür boyu süren emeğidir.
Gün doğar, kovandan çıkılır.
Aynı noktaya değil, farklı çiçeklere uçulur.
Kilometrelerce yol gidilir.
Her inişte çok az nektar alınır.
Tek seferde değil, yüzlerce kez gidip gelinir.
Rüzgâr olur.
Yağmur olur.
Yön kaybolur.
Yine de kovana dönülür.
Toplanan nektar hemen bala dönüşmez.
Kovanda işlenir.
Beklenir.
Tekrar edilir.
Her arı kendi işini yapar.
Eksik yoktur.
Acele yoktur.
Sonra o bal sofraya gelir.
Bir kaşık alınır…
Ve biter.
Kolay ulaşıldığı için değeri fark edilmez.
Ama ortada hız yoktur.
Makine yoktur.
Seri üretim yoktur.
Sadece sabır vardır.
Sadece düzen vardır.
Biz hızlı tüketiriz.
Onlar yavaş üretir.
Bir dahaki sefere bal yerken sadece tadına bakılmaz.
Ne olduğu da hatırlanır.
Çünkü o bal sadece bal değildir.
Bir ömürdür.
Arılar İyi ki var.
